14 Mayıs 2014 Çarşamba

SOMA :(

Yine saçma sapan bir şeyi dert ettiğim anda haberlerde duyduğum ve herkesi perişan eden bu haberle dert edindiğimiz şeylerin aslında ne kadar küçücük ve değersiz şeyler olduğunu hatırladım..
Ulusal yas ilan edilen bu günlerde bütün milletimizin başı sağolsun..


Ölenlere rahmet kalanlara Allah'tan sabır diliyorum.Maden işçilerinin hayatı bu kadar ucuz olmamalı, ne denli zor şartlar altında ölümle burun buruna çalışan emekçi insanlar için daha insani ve her türlü önlemlerin alındığı bir çalışma ortamının sağlanmasını umut ediyorum..

13 Mayıs 2014 Salı

Anaokulu Maceramız

Ayıla bayıla yazmaya başladığım blog hayatımda ara sıra yazmayı gereksiz buluyorum ve nedenini henüz çözemedim sevgili okuyucu..Siz diyin işler güçler hayat koşturmacası ben diyim hem çocuk büyüt hem çalış hemde yazı yaz... ( Yazar burda saçmalayarak peşi sıra bahaneler sıralamaktaydı) Hala okumaktan büyük zevk aldığım bloglar takibimde pek tabiki..
Konumuza geleyim ben, malum bu blog artık Asel'in kişisel gelişimini tuttuğum web günlüğü :))
Asel Hanım iki hafta önce kreşe başladı.Bu sürece nasıl girdik nasıl atlattık belki birilerinin işine yarar diye yazmak istedim.




Biz bu işe girerken bu kadar yoğun olacağımızı, sabaha karşı 4 te yollara düşüp hastane odası süsleyeceğimizi bilmiyorduk tabi :) Çocuklara rahat rahat vakit ayırır kafamıza göre esnek çalışma saatleri içerisinde gider geliriz ofise diye düşünüyorduk ki sadece düşünme aşamasında kaldı. Özel sektör çalışanları gibi sabah 9:00-10:00 akşam 19:00 ye kadar çalıştığımız bir temponun içinde bulduk kendimizi.İşi kurduğumuz günden beri de canım annem sağolsun bütün düzenini bozarak bize gelip Asel' e bakıyordu,geçici bir süre olarak düşünüyorduk ve nihayetinde Asel'i okula yazdırabildik.
İlk tereddütümüzü okul eve mi yakın olsun işe mi yakın olsun düşünerek yaşadım ama karar vermem zor olmadı, çünkü ofisin olduğu semt, hem daha düzgün hemde burda daha önceki araştırmalarım sonucu içime çok sinen bir ana okulu bulmuştum.
İlk 4 gün Asel'in oryantasyon süreci başladı.Sabahları uykusunu almış ve kahvaltısını etmiş bir şekilde okula götürüp 1-2 saat vakit geçirdik. Okulun sahipleri ile belirlediğimiz plan doğrultusunda; önce sınıfa benimle girdi, yarım saat kadar sonra ben ufak ufak uzaklaşarak sınıftan çıkmaya başladım. Tabiki bu durumu çat diye kabullenmedi. Sınıfın içine bağırdı,çağırdı kendini yerden yere attı ama inatla sınıftanda dışarı adım atmadı.Sonrasında ilk günümüz okulda müdürün odasında geçti.Diğer 3 günde de buna benzer şeyler yaşadık. Hep benim yanımda kalmak istiyordu veya benimde sınıflara girmemi onunla oyun oynamamı istiyordu.
Asel'in okul içinden benden ayrılması için 3. gün okul müdürü bir öğretmeni hanımefendiye tahsis etti ve o öğretmenin kendisinin okul içindeki oyun arkadaşı olduğunu söyledi.Böylece okulda beni aramayacak ve yavaş yavaş sınıfa adapte olacaktı. 4. günün sonunda araya tatil girdi ve pazartesi günü bizi büyük bir macera bekliyordu :)
Okulun sahibi eğitimci karı koca çocuk yetiştirirken benimle aynı mantıkta oldukları için adapte süresinde aslında çok da problem yaşamadık. Asel'in derdi okula gitmemek değildi zaten okula benimle gitmekti.E haksız da sayılmaz çünkü bir anda 5 tam gün okula başlayacaktı, daha önce hiç bilmediği bir yerde çocuklarla birlikte tanımadığı büyükleri ile vakit geçirmeyi  kabullenmek 2.5 yaşında bir çocuk için çokta kolay bir süreç değil ama dedim ya kolayca atlattık biz bu süreyi en azından şimdilik :)
İlk gün okulun kapısında içeri ağlayarak girdi.Ben tabii gamsız anne modeli olarak arkama bile bakmadan kaçtım , çünkü böyle yapmam gerekiyordu aksi halde onun alışma sürecine zarar verebilirdim ve zaten biliyordum 2 dk sonra susacak ve oyuna, öğretmenlerine adapte olacak.. 5 gün boyunca her sabah 'sende gel anne' nidaları ve ağlamaları ile okula girdi fakat akşamları okuldan almaya gittiğimde pek mutlu bir şekilde ayrılıyordu okuldan.
Ve bu hafta 2. haftamıza başlamış bulunmaktayız. Dün ve bugün öğretmenini gördüğü için hiç ağlamadan okula girdi ve beni çok şaşırttı.Çünkü cumartesi günü sergileri vardı ve okula birlikte girdik diye elimi bir dakika olsun bırakmadı 'gitme anne' 'gitmiyceksin di mi anne' diye diye dolaştık okulu. O günden sonra daha da zor olur diye düşünmüştüm ama çok şükür beni yanılttı Asel..
Gelelim okulun neler kattığına.Henüz 2 haftadır okula gittiği için bunun büyük etkilerini görmek pek tabiki mümkün değil ama şimdiden farklılıklar göstermeye başladı. Etrafındaki olgulara, olaylara farklı bakıp yorumluyor,okulda öğrendiği şeyleri evde oyun oynarken çok güzel bir şekilde uyguluyor. En basiti oyun hamuru ile oynarken eğer o hafta yuvarlağı öğrendiyse şekilleri yaparken bu yuvarlak diye diye onun bilincine vararak yapıyor. Ve tabi birde bizim için en sıkıntılı olan uykuya geçiş süresi artık düzene girdi. Akşam uyku saatinde yatağına yatıyor masalını okuyoruz ve uyuyor, bu bizim için uzunca bir süredir hayal gibiydi :)

İşte böyle şimdilik anaokulu/ kreş maceramız güzel bi şekilde gidiyor. Bakalım önümüzdeki günlerde bizi neler bekliyor..


16 Nisan 2014 Çarşamba

Meğer Ben Hala Burdaymışım :)

Aylardır yokum ve yine bloğu çok boşladım :( . Önceki yazımda bahsettiğim üzere kurduğumuz iş için koşturmaca ile geçiyor günler.Hem iş hem ev hem Asel derken instagrama ayırdığım bol vaktin yarısını bile ayıramamaya başladım bloğuma.Acaba kapatsam mı diye düşünüyorum ama sonra bunca yıllık paylaşımlarıma yazık olmasın,ilerde belki çocuğum okur ona anı kalır diye vazgeçiyorum bu fikirden. 
Günler hızla ilerliyor.Kimi zaman neşe içinde kimi zaman hüzün içinde zamanlar geçirdim yokluğumda.Ama koşturmaca hep vardı hayatımda..
Asel hızla büyüyor, hamilelik haberimi burdan yazıp paylaştığım gün dün gibi halbuki..





Bal böceğim 2 yaşına gireli uzunca bi zaman oldu bile :) Ekip olarak yaptığımız ilk doğum günü partiside Asel'e kısmet oldu.Merak edenler böyle buyrun..

Hayatımda hadi kutlayalım dışında hala büyük bir değişiklik yok,her zaman severek takip ettiğim blogları hala ilgiyle takip etmekteyim.. 

Bi ara canım arkadaşım Serap'ın bloggerlar ile gerçekleştirdiği müthiş partinin detaylarını yazmaya niyetlendim ona bile elim gitmedi :( O güne, günün mimarlarına ve sponsorlarına bir teşekkür borçluyum oysa...


Arayı bir daha böyle uzun bi süre açmamak dileğiyle der sizleri yokluğumda neler yapıyordum görmeniz için hadikutlayalim.blogspot.'a beklerim. Burda olamadığımda orda parti yazılarımla yine sizlerleyim...



25 Eylül 2013 Çarşamba

Hadi Kutlayalım :)

Başlığı okuyunca hayırdır bu kız neyi kutlamak istiyor diyebilirsiniz :) Hemen açıklayayım uzun zamandır yine buralarda olamayışımın bir sebebi vardı elbet.Bir kaç aydır üzerinde düşünüp konuştuğumuz bir iş vardı arkadaşımla.Bu sektöre girip girmeme konusunda epey tereddüt ettim ben açıkcası kendi ama.Evet üstesinden gelebileceğimiz ve yapabileceğimize inandığımız işler ama işte cesaret gerek nihayetinde :) Ve sonunda eşiminde gazı ile birde geçirdiğim ufak bir sağlık probleminin olduğu gün baktım ki hayat zaten sen ne istersen ne planlarsan planla bildiği gibi geliyor sana, gir dedim Zeynep bu işe nasıl olsa kaybedecek hiç birşeyin yok.Çokta sevdiğim birbirimize güvendiğimiz  birbirimizi tanıdığımıza inandığımız için iki arkadaş girdik bu yola ve Hadi Kutlayalım dedik.
Peki nedir bu hadi kutlayalım? Neler yaparız biz?
Konsept doğum günleri,baby shower,diş buğdayı,bebek mevlüdü,hediyelik rengarenk ve kokulu mis gibi sabunlar, anne bebek body tasarımları ve daha bi sürü şey.Tüm bunları akbatı - akkoza evlerinde tuttuğumuz ofisimizde gerçekleştiriyor ve gelen misafirlerimizide burada ağırlıyoruz.
Şimdilik instagramda aktif olarak hizmet veriyoruz internet sitemiz henüz yapım aşamasında.Neler yaptığımız merak ediyorsanız böyle buyrun :) 

Pazar günü gerçekleştirdiğimiz Naz Deniz'in 'cute as a button' konseptli baby showerından bir kaç fotoğraf..




        Konsepte uygun tema ve renklerde hediyelik ojeler ve mis gibi bebek pudrası kokulu sabunlar..





Daha fazlası için instagram sayfamıza bakabilirsiniz :) tık tık 
Bilgi almak isterseniz hadikutlayalim@gmail.com adresine mail atabilirsiniz..


7 Ağustos 2013 Çarşamba

İyi Bayramlar




             Şeker tadında harika bir bayram diliyorum sizlere :) Bayramınız kutlu,mutlu mübarek olsun :)

1 Ağustos 2013 Perşembe

1 Paket = 1 Hayat Kurtaran Aşı




Geçtiğimiz günlerde kargo ile Prima tarafından gönderilen bu paket ulaştı elime.Özlem Süer tarafından tasarlanan çanta hediyesi ile birlikte Unicef Ve Primanın 1 Paket = 1 Hayat Kurtaran Aşı kampanyası ile ilgili bilgilendirme formlarıda vardı içinde.Öncelikle hediye için teşekkür ediyorum.Bir zamanlar hatırlarsanız Asel için ne kadar çok hastane çantası aramıştım ve 20 aylık süre içersinde de bir çok çantası oldu Asel'in ama bu çanta tasarımı ile öyle güzel ve kullanışlı ki...





Gelelim primanın kampanyası ile ilgili bilgilere.Prima zaten Asel doğduğundan beri tereddütsüz kullandığımız tek ve ilk çocuk bezi markası bizim için.Prima aldığımız için devamlı olarak kampanya ile ilgili azda olsa zaten bilgim vardı ve belki hepimizin bu şekilde bilgisi olmuştur. Kampanya ile ilgili daha detaylı bilgi alabilmemiz açısından basın bültenini yayınlıyorum ve primaya tekrar teşekkür ediyorum..

UNICEF VE PRIMA’NIN
“1 PAKET = HAYAT KURTARAN 1 AŞI” KAMPANYASI 2013’TE DAHA DA BÜYÜYOR!


33 ülkede yaklaşık 130 milyon anne ve bebeğin hayatını tehdit eden Anne ve Yenidoğan Tetanosu’nu ortadan kaldırmaya yardımcı olmak amacıyla, Prima ve UNICEF’in sürdürdüğü “1 Paket=Hayat Kurtaran 1 Aşı” kampanyası, 2013 yılında da devam ediyor. 2006 Yılından bu yana dünya genelinde 300 milyon aşı bağışlanan kampanyada satın alınan her UNICEF logolu Prima bebek bezi karşılığında UNICEF’e bir Anne ve Yenidoğan Tetanosu aşısı değerinde bağış yapılıyor.
Bu yıl kampanyanın bir ayağı sosyal medya üzerinden de yürüyecek. Prima’nın Facebook sayfası Prima Dünyası’nda ebeveynlerin bebekleriyle çektirdikleri ve paylaştıkları her fotoğraf için de Prima, UNICEF’e bir aşı bedeli bağışlayacak.  Ayrıca seçilecek 100’ü aşkın fotoğrafın sahibi olan anne ve babalara; ünlü tasarımcı Özlem Süer ile Berna Laçin, Ceyda Düvenci ve Defne Samyeli’nin birlikte tasarladığı özel bebek çantalarından birer adet armağan edilecek.
Dünya bebeklerinin sağlıklı ve mutlu gelişimini sağlamayı amaç edinen Prima ve UNICEF, Anne ve Yenidoğan Tetanosu’nu tüm dünyada bertaraf etmek için “1 Paket=Hayat Kurtaran 1 Aşı” kampanyasını tüm gücüyle sürdürmeye devam ediyor. Her 9 dakikada bir bebeğin Anne ve Yenidoğan Tetanosu’ndan  hayatını kaybettiği bilgisinden yola çıkan Prima, kampanya kapsamında satılan her UNICEF logolu Prima paketi için bir anne ve bebeğinin korunması için gerekli 1 aşı bedelini UNICEF’e bağışlıyor. 2006 yılından bu yana 300 milyon aşı bağışlanan kampanya ile 2015 yılında hastalığın tüm dünyada bertaraf edilmesi hedefleniyor. Bu yıl Türkiye’den 3 milyon aşı bağışı yapılması planlanıyor. Böylece son 2 yılda Türkiye’den toplam 7,5 milyon aşı bağışlanmış olacak.
“1 Paket=Hayat Kurtaran 1 Aşı”  kampanyasının bu yıl kapsamı genişletiliyor. Sosyal medya üzerinden de destek verilebilecek kampanya kapsamında; Prima’nın Facebook sayfası “Prima Dünyası”nda yer alacak uygulama üzerinden anne ve babaların bebekleriyle birlikte çekildikleri her fotoğraf paylaşımı için de bir aşı bedeli bağışlanacak.
Kampanyaya destek olmak için Berna Laçin, Ceyda Düvenci ve Defne Samyeli ünlü tasarımcı Özlem Süer ile bir araya geldi ve dört ünlü ismin de imzasını taşıyan 4 farklı özel bebek çantası tasarlandı. Özel tasarımlı bebek çantaları; Özlem Süer, Berna Laçin, Ceyda Düvenci, Defne Samyeli ve Prima marka yetkililerinin seçtikleri 100’ü aşkın fotoğrafın sahibine  armağan edilecek.
P&G Türkiye İletişim Grup Müdürü Dilhan Durak; “1 Paket = Hayat Kurtaran 1 Aşı kampanyası ile 8 ülkede Anne ve Yenidoğan Tetanosu’nu ortadan kaldırarak büyük bir başarı kaydettik. Bu yıl ek olarak; kampanyamızın kapsamını genişleterek sosyal medyaya da taşıdık. Anneler, bebekleri ile birlikte çekilmiş fotoğraflarını Prima’nın Facebook sayfasında paylaştıkça, her fotoğraf için de bir aşı bedeli UNICEF’e bağışlanacak. Her fotoğraf, uygulama aracılığıyla birleşerek dev bir mozaik oluşturacak. Bu mozaik de annelerin bir araya geldiğinde ne kadar güçlü olduklarının bir sembolü olacak” dedi.

Halen 33 ülkede yaklaşık 130 milyon anne ve bebek, ölümcül ancak kolayca önlenebilir bir hastalık olan Anne ve Yenidoğan Tetanosu’na karşı koruma bekliyor. Bugüne kadar Prima ve UNICEF’in yürüttüğü kampanya ile  Uganda, Myanmar, Gana, Senegal, Liberia, Guinea Bisau, Doğu Timor, Burkina Faso’yu kapsayan 8 ülkede anne ve yenidoğan tetanosu ortadan kaldırıldı.




Prima Hakkında:  Prima, Türkiye’nin 1986 yılında piyasaya sunulan ilk hazır çocuk bezi olarak ilk günden bu yana pazar liderliğini koruyor. Annelerin ihtiyaçlarına göre ürünlerinde yeniliklere imza atan Prima; 1999 yılında hala sadece Prima’da bulunan “losyon bakım şeritleri”ni, 2000 yılında da ilk kez “nefes alan pamuksu dış yüzeyi” Türk tüketicisinin beğenisine sundu.   2003 yılında Prima, Tam Koruma ile daha geniş bel bantları ve daha yüksek emicilik gücü ile sızıntıları önleyerek bebeklerin daha rahat etmesini sağladı. 2004’te piyasaya sunduğu “Prima New Baby Yenidoğan” ürünü ise “İkili Koruma” Sistemi ile idrarın yanı sıra, yenidoğana özgü yumuşak dışkının da emilmesini sağlayan yenidoğana özel ilk bebek bezi oldu. 2005 yılında hem ürün gamını Türkiye’nin ilk ve tek anatomik şekilli ürün gamı haline getirmiş hem de bebeklerin değişik gelişim aşamalarındaki farklı ihtiyaçlarının aynı bebek bezi ile karşılanamayacağından yola çıkarak, bebeklerinin gelişimlerinin her aşaması için farklı teknolojileri ile üretilmiş farklı ürünler geliştirmiştir. 2006 yılında Yeşil Ekstra Kuru tabakalı bebek bezini ve 2007 yılında da ilk mis kokulu bebek bezini tüketicileri ile buluşturmuştur. 2010 yılında ise Prima’nın en kuru ve en ince bezi, yeni Dry Max Teknolojisi ile Prima Premium Care’i annelere sunmuştur. Prima Dünyası; Yeni Bebek, Aktif Bebek, İlk Adım, Uyu Oyna, Premium Care bebek bezleri ve Islak Mendilleri’nden oluşan geniş ürün gamıyla tüm beklentileri karşılıyor. (Daha fazla bilgi için www.prima.com.tr ve www.facebook.com/PrimaDunyasi)


UNICEF Hakkında: UNICEF, erken dönemden ergenliğe kadar çocukların yaşayıp gelişmelerine yardım amacıyla 170’den fazla ülkede ve bölgede çalışmalar yürütmektedir. Gelişmekte olan ülkelere özellkle aşı temin edilmesinde dünyada en önde gelen kuruluş olan UNICEF çocuk sağlığı ve beslenmesini, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını, kız erkek tüm çocukların kaliteli eğitim görmelerini ve çocukların şiddet, sömürü ve AİDS’ten korunmasına yönelik çalışmaları desteklemektedir. UNICEF çalışmalarını tümüyle kişilerin, iş çevrelerinin, vakıfların ve hükümetlerin gönüllü katkılarıyla finanse etmektedir.  UNICEF’in Türkiye’deki Ülke Ofisi çalışmalarına 1951 yılında başlamıştır.  UNICEF, hükümet ve ortakları ile birlikte hizmetlerin özellikle dezavantajlı çocuklara ulaşması, farklılıkların azaltılması, koruma programlarının genişletilmesi, gençlerin gerekli bilgi ve yetenekleri kazanması, politikaların ve mevzuatın hayata geçmesi ve gerekli kaynakların yaratılması için çalışmaktadır. www.unicef.org.tr

Anne ve Yenidoğan Tetanosu Hakkında Genel Bilgi

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 9 dakikada bir bebek, Anne ve Yenidoğan Tetanosu’ndan (AYT) hayatını kaybediyor. Gelişmiş ülkelerde annelerin büyük kısmı hastanelerde doğum yapar ve bebekler hem hayatlarının ilk yılında, hem de sonraki dönemde rutin olarak aşılanır. Ancak, gelişmekte olan ülkelerde AYT hâlâ anneleri ve doğacak bebeklerini tehdit ediyor. Yenidoğan tetanosu, kadınların sağlık hizmetlerine veya aşılama hizmetlerine erişimi olmadığı yoksul bölgelerde bebek ölümlerinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor.

 ‘Sessiz katil’ olarak da bilinen Anne ve Yenidoğan Tetanosu, en çok sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu ülkelerde kendini gösteriyor. Yenidoğanlar, göbek bağının sterilize olmayan aletlerle kesilmesi, kirli ellerle sarılması gibi sağlıksız doğum uygulamalarından ötürü hastalığa yakalanmaktadır.  Yenidoğan tetanosu, bebeklerin doğumdan 3 ila 28 gün sonra yakalandıkları bir hastalıktır.  Daha sonra meydana gelirse, sadece tetanos olarak adlandırılır. Anne tetanosu ise hamilelikte veya doğumdan sonraki 42 gün içinde meydana gelen tetanostur.

Hastalanan bebeklerden tedavi görenlerin arasında bile ilk ayda ölüm oranı %70’i bulmaktadır.  Anne ve Yenidoğan Tetanosu, hamilelik sırasında yapılan basit aşılarla önlenerek bu hassas dönemde kadınla birlikte doğmamış bebeği de korumaya alınabilir.Tetanos aşısının hamile kadına uygulanmasının ardından, antikorlar plasenta üzerinden cenine geçer. İki doz aşı, annenin ve üç yıllık bir sürede doğuracağı bebeklerin korunması için yeterlidir.  Bebekler doğumdan sonraki ilk iki ayda koruma altındadır.

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Nezehat Gökyiğit Botanik Bahçesi

Merak eden var mı bu botonik bahçesini? Eğer merak ediyorsanız 'bence' hiç merak etmeyin ve gitmediysenizde üzülmeyin.Tabiki bunlar benim fikirlerim gidip beğenenlerde olabilir.
Ablam uzun zamandır Ataşehir'de E-5 den de geçerken görünen bu botanik bahçesinden bahsediyordu.Geçtiğimiz günlerde aldık çocukları gittik.Yeşillik,çiçekler,böcekler bağ bahçe olayı hiç bana göre değil.Yani tabiki açık hava, yeşil alan çocuklar için çok gerekli park falan severim ama aynı zamanda beni çokta sıkar :)
Ne beklediğinizle alakalı olarak burayı beğenebilir ya da benim gibi hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.Hoş ben hiç beklentisiz gitmiştim.
Arabayı park ettikten sonra botanik bahçesine girmek için ince uzun dar bir tünelden geçiyorsunuz.Bu tünelin üstü otoban,içindede karşılıklı duvarlarda çiçek fotoğrafları ve parkın krokileri var.
Tüneli geçtikten sonra mesire alanı gibi bi alan,ördekler,ördekler için kurulu bir havuz(ki bana göre bu havuz pisti) çeşitli bitkilerin olduğu alanlar falan karşılıyor sizi.Birde çocuklar için keşif alanı kurulmuş.Burası çocukları oyalayabilecek türden düzenlenmişti ama nedense bana yetersiz gibi geldi.














İşte böyle.Botanik bahçesi hakkında benim yorumlar bunlar.Tabiki gidilip görülebilir gezilebilir :) Burdan başka adalarda olduğunu okuduk ancak bu gördüğüm kısımı pek sevemediğimizden diğer adalara geçmedik..

İnternet sitesinden incelemek istersenizde böyle buyrun.

2 aylık post, Karışık post,Bol fotoğraflı post :)

2 ay olmuş yine yazmayalı.Bazen kapatsam mı acaba bloğu diye düşünmüyor değilim hani.Yazmadıkça,yazamadıkça köreliyor sanki insan.Oysa yazıcak o kadar çok şey varki ne de olsa kişisel web günlüğüm burası,benim için bir uğraş ve kızım için bir anı kalsın istiyorum sonra vazgeçiyorum.Ne de olsa 4 yıldır verdiğim bir emek var :)
İnstagramda hala fazlasıyla aktifim anlık paylaşımlar yapmak oldukça kolay olduğundan bloğu boşlamama bir etkende diyebilirim. Birde instagramdan öyle güzel dostluklar edindimki 1 yılda kurabileceğimiz en doğru düzgün ilişkiye ve temellere sağlam olduğunu düşündüğüm ailecek birbirimizi çok sevdiğimiz ve çocuklarımızında anlaştığı...(yo yo ısırmak saç baş yolmak,ittirmek,kaktırmak gibi hiiiç sorunlarımız olmuyor bizim :)) )
E tabi birde anne olduktan sonra ister istemez ilgi alanlarımda değiştiğinden ne kozmetik hakkında ne de herhangi başka bir konu hakkında yazasım gelmiyor :( Hatta aseli fotoğraflamaktan kendim bile fotoğram çekinemiyorum :/
Hayırlı ramazanlar dilemekte bile geç kaldım öyle değil mi? Olsun yinede takipçilerime hayırlı ramazanlar diliyorum. Bu sene yazın sıcaklarına ve uzun saat aç kalmaya rağmen ilk defa istikrarlı bi şekilde oruç tutmaya başladım bende Allah hepimizin orucunu kabul etsin.

Ne çok şey oldu 2 ayda.Asel hızla büyümeye hareklerine yeni şeyler katmaya bizi hergün şaşırtmaya ve çıldırtmaya devam ediyor :) Nerden başlasam bilemediğimden bol fotoğraflı karışık bi yazı olsun bu post :)

 'Büyüdü' demiştim değil mi :)





Gaziosmanpaşa'da açılan eğlence ve alışveriş merkezi olan Vialand'a gittik fakat çektiğim fotoğraflar sadece bunlar. Geniş bir oyun ve eğlence alanına sahip bana göre güzel ve eğlenceli temalara sahip büyükler ve küçükler için oyun alanları var.Benim en sevdiğim ise bu çocuklar için olan adını hatırlayamadığım oyun alanı oldu :) Dünya ülkeleri ve masallarına ait kahramanların olduğu çok keyifli bir alandı 3 kez bindim :)

 Pek tabiki havuz başı pozumuzda var :)

 Geçen sene sudan çıkmayan çocuk bu yıl korktu ve havuza denize girmeyi pek istemedi..

 O artık bir çocuk olduğuna göre dondurmasını tek başına yiyebilir :)

 Santral İstanbul'a biz  gittik siz gitmeyin bi nane yok :)

 Ve tabiki boş durmayıp DIY çalışmalarına dekorasyon çalışmalarıma devam etmekteyim :)
 Evlat ve evlat yarısı. Şunların güzelliklerine bakarmısınız..



 Bu çocuğun aşkıda bambaşka! Canım Lina'm..

 Bir kaçınılmaz son daha !Her kız çocuğu bir gün düğünde masaya çıkıp oynayacak!

 Ve bu yaz tatilinin 3 gününü İzmir'e 1 gününü Ölüdeniz'e bir gününüde Kaş'a sığdırıp 5 günle tamamladığımız için kendimizi tebrik ediyorum!

Çeşmede Babylon beach'i tercih edebilirsiniz çocuklu aileler için taştanda olsa Ayayorgi'de kumsalı olan plajlardan biri..

 Boba hala hayatımızın en büyük kurtarıcısı olmaya devam etmekte :)




Öğlen uykularını plajda şezlong üzerinde geçirdi..

 Şu fotoğrafın 3 çocuklu halide var ama bende yok :) İzmir'de bahsettiğim instagramdan arkadaşlarımızla 3 çocuklu bol eğlenceli bir tatil geçirdik :)

Ve sonrasında Fethiye'ye gitmek için düştük yollara.

 Ölüdeniz'de yüzmesi gerçekten çok keyifli ancak çok fazla ingiliz turist olması ve mekanların tamamen onlara yönelik olması çarşısında bi nane olmaması dolayısıyla hiç sevmedim.Zaten 1 gün kaldık.

 
Ve ilk defa bungolovlarda kaldık Ölüdeniz'de.Tercihimizi sugar beach'den yana kullandık..

 Ertesi gün Kaş'a gitmek için yine yollara düştük :) Ve yolda karşımıza çıkan Kaputaş Plajının büyüsüne kapıldık ancak 400 basamak inmeyi gözümüz yemediği için bu doğa harikasından yararlanamadık.


Kaş'ta da bir gün geçireceğimiz için tercihimizi merkeze yakın butik bir pansiyondan yana yaptık ve Lale Pansiyondan yana kullandık.Temiz ve güzel manzarası olan bir pansiyon..







Kaş'a ise tek kelime ile bayıldım! Sokaklarına,mekanlarına ve insanlarına..Bir dahaki sefere daha uzun vakit geçirmek istediğim yerlerden biri oldu Kaş.

Gelelim 20 aylık bir çocukla neden animasyonu olan tatil köylerinde tatil  yapmadığıma :) Hayır hayır öyle otele tıkılmak falan bana göre değil.Zaten koca kişisinin  işleri yüzünden yıllardır doğru düzgün tatil yapamıyorduk bu yıl bari görmek istediğim yerleri gezelim dedik.Kısada olsa iyi geldi.Hep söylüyorum çocuktan sonra tabiki hayatımız eskisi gibi gidemeyebiliyor ama hem biz ona hem o bize ayak uydurmaya çalışıyor.Uzun yollar dvd player ile oyuncaklar ile verdiğimiz molalar ile öyle böyle bi şekilde geçti.Sıkıntıya girdiğimiz anlar olsada yinede aynı tatil programını yapardım :)